|
|
|
|
“Mükemmellik Arayışı İçinde Narsist Kişiliğe Masterson Yaklaşımı” Mr. Loray DAWS
Çeviri: Sandy Kohen
Özet
“Bir parçam tapınılmak istiyor, evrendeki bütün ilgiyi ve mükemmel şefkati almak. Öteki parça [agresif birimdeki parçalanmış benlik] ‘Ben işe yaramazım’ der. Başka biri beni onaylayana kadar saklanmalıyım. En iyi olduğumu bilene kadar hiçbir şey göstermem. Tepkiyi seviyorum. Lisenin bir dersinde bir numara olmayı seviyordum.” (Masterson, 1981, p. 68).
Bu makalenin amacı James F. Masterson’ın metapsikolojik teorisini ve teknik yaklaşımını ciddi olarak keşfetmektir. Narsist hastaların içruhsal dünyasına girilerek yapısal tanıya ve bu tarz hastaların tedavisinin zorluğuna ve yorumlamanın değişik teknik hususlarına önem verilecektir. Masterson’ın narsist hastalara yaklaşımını örneklemek için klinik vakalar anlatılacaktır.
1. Giriş
Benliğin sağlıklı ve patolojik ifadesi olarak Narsisizme terapötik yaklaşımlar,Otto Kernberg (1975, 1976, 1980, 1982, 1984), Heinz Kohut (1971, 1977) ve James F. Masterson (1981, 1985, 1989, 1993, 1995, 2000, 2004, 2005) gibi değişik psikoanalitik akademisyenlerin ilgisini hep çekmiştir. Bu makalenin amacı Narsistik kişiliğin tedavisinde J. F Masterson’ın gelişim, benlik ve nesne ilişkilerine yaklaşımını gözden geçirmektir. Masterson’ın yaklaşımını anlamak için narsistik Kendilikle ilgili aşağıdakileri açıkça belirtmek önemlidir.
(a) Masterson’a göre benliğin narsistik bozukluğunun gelişimsel iniş çıkışları (b) Narsistik kişiliğin bölünmüş iç dünyası ve ‘terk depresyonuna’ karşı ortaya çıkan savunmalar (c) Farklı teşhis ve terapötik müdahale (d) Benliğin narsistik bozukluğunu iletişim ile eşleştirme
2. James Masterson’ın Gelişim, Benlik ve Nesne İlişkileri Yaklaşımı
İçsel psikolojik yapıların sağlıklı gelişimi ve gelişen benlik için duyarlı ve hayati anlam taşıyan birinin duygusal desteği çok önemlidir. Duyarlı ve duygulardan anlayan biri, toksik unsurları destekleyerek ve karşı koyarak, bebeğin/çocuğun benlik konusunda uzmanlaşma becerisinin gelişiminden gururlanarak ve değişik çevresel talepler ile birlikte bebeğin kendi doğal gelişimsel ritminde gelişimine izin verir (Greenspan, 1989; Masterson, 1972, 1976, 1981, 1985, 1989, 1993, 1995, 2000, 2004, 2005). Diğerine annelik etmenin asıl tavrı (yani davranış) bir çeşit psikolojik ebeliktir. Bu durum en başta gerekli olan tümgüclülük ile öz-güven ve öz-değerin fantazi yerine gerçekle ortak olduğu gerçeklik doğrultusunda olan uyum arasında köprü oluşturur. Bu aklın ideal durumudur. Bu durum duygusal olarak yeterli bir anne olsa bile; uzun yıllar boyunca olgunlaşmanın, pratik yapmanın, kaybetmenin ve yas tutmanın ürünüdür. Masterson’a göre (1993):
“Sağlıklı narsisizm veya gerçek benlik, benliğin gerçeklikten gelen ve fantezidenn beslenen yeterlilik ve uygunluk hissi olarak deneyimlenir. Benliğin bu hissi, başkaları için uygun endişelenmeyi içerir ve gerçeklikle gösterilen görevler ve zorluklar üzerine uzmanlaşmak için kullanılan kendinden emin olma öz saygının devamlılığını sağlar. Benlik hissini barındıran içruhsal yapı obje temsilinden ayrılmış benlik temsilini içerir ve çocuksu grandiyoziteyi ve sınırsız gücü etkisiz hale getirir. Bütün olarak, negatif ve pozitifi aynı anda barındırır ve özerk olarak işlevini yerine getirir. “(p.12).
Annelik uyumu ve yansıması eksik kaldığı zaman, çocuğun gelişiminin ayrılma-bireyleşme dönminde çeşitli zorluklar ortaya çıkabilir. Masterson’ın belirttiğine göre ayılma-bireyleşmenin alt dönemini tecrübe ederken çocukların düş kırıklığına karşı vurdum duymaz davrandıkları, vurup kırdıkları ve dünyayı özgürce, hiç bir tehlikeyi öngörmeden keşfettikleri gözlemlenmiştir. Masterson’ın savına göre çocukları bu yönde davranmaya iten, sembiyotik döneminde anne – çocuk arasındaki güçlü etkinin kullanımı ve birlikteliğin içruhsal deneyimidir. Barışma ve yaşa uygun olarak yaşanan düş kırıklıklarının sonlanması ve limit koyulması çocuğun öğrenmesine ve neden-sonuç ilişkisinin önemli bir rol oynadığı gerçek dünya hakkında artan bir farkındalık kazanmasına yardımcı olur.Çocuğun, dış dünya hakkında farkındalık kazanması onu sembiyotik güçten ve vurdumduymazlıktan uzaklaştırarak gerçekliğe doğru iter. Bununla birlikte benlik ve nesne temsili birbirinden ayrışarak daha az birleşir ve güçsüzleşir. Anneye dayanılır, güvenilir ve anne aktif olarak yenilenmek amaçlı kullanılır. Narsist hastalar barışma krizini ya tamamlamamışlardır ya da hiç girmemişlerdir ve de tümgüçlülüğü hala içruhsal olarak barındırırlar. Yanılsama, savunma mekanizmaları tarafından sağlam kalmıştır ve buna karşıt olarak tümgüçlülüğü sağlam tutmak için gerçek sürekli olarak reddedilir, değiştirilir ve saptırılır.
“Narsistik kişilik bozukluğu barışma olayından önce sabitlenmiştir çünkü klinik olarak hasta obje temsili, benlik temsilinin içsel bir parçasıymış gibi hareket eder. Bu davranış güçlü çifte birlik olarak adlandırılabilir. Barışma krizinin var olabilme ihtimalini bu hasta kavrayamaz. Dünyanın onun amaçlarına hazır bir şekilde hizmet ettiği fantazisi vardır. Kendisine bakış açısının narsistik grandiyöz özelliklerine uymayan gerçeklik algısını inkar ederek, sakınarak ve değerini düşürerek kendini kapar. Sonuç olarak, uyum sağlamak gerçeğin büyük bölümünün inkar edilmesi gereken durumları kapsar ve bu hasta uyum sağlamanın bedelini çekmek zorundadır.” (Masterson, 1981, pp.12-13) (italik yazıyla yazılanlarda eklenmiştir).
Eğer olgunlaşma sürecinin; otizm, sembiyoz ve ayrılma- bireyselleşme yoluyla çocuğun gelişimsel yola girmesine kendiliğinden izin vermesi bekleniyorsa bu durum nasıl ortaya çıkar? Annenin kendi yaşadığı çatışmalar yüzünden kendi çocuğunu narsistik bir uzantı olarak kullanır çocuğun grandiyozitesini gerçeğin sınırları doğrultusunda uyarır. Terk edilmemek için çocuğun annesinin idealleştirme eğilimini kabul etmekten başka şansı yoktur. ‘Eğer mükemmel değilsem, kötü olur ve terk edilirim. Başka bir gelişimsel yol ise, reddeden annenin çocuğunu benliğin aşrı incinmesine,hassasiyetine,yalnızlığına karşı korumak için tümgüçlülük fantezilerini barındırmaya zorlar. Lieberman’ın (2004) yazılarında aşağıdaki narsistik stil/model ile sonuçlanan, gelişmeye yönelik gerçekler açıkça ortaya çıkar.
“Bunların bir kısmında veya hepsinde olan kopmalardan dolayı narsistik hastaların benlik algısı ciddi şekilde yara aldığında, bir çocuk aşağıdakileri yapacaktır:
(1)Gerçek benliği boşverip, narsistik ilişiyi grandiyöz olarak canlandırmaya çalışacaktır ( Göstermecilik/Teşhirci).
(2) Gerçek benliği yeraltına itme ve obje ile idealleşme ve boyun eğme (Gizli).
(3) Eğer obje narsistik bir şekilde zararlı ise, çocuk kendini kıstırılmış, dağılma veya parçalanma tehlikesi içinde hisseder. Çocuk anne tarafından yansıtılmaktan veya idealleşmekten vazgeçecek. Diğerinin saldırgan ve kötü abkış açısından benliği korumak için dışarı yansıtılan güçlü agresif – boş bir öğe vardır.(Devalüe).” (sf. 81-82)(italik yazılar eklenmiştir). Gelişimsel saplanma bölünmüş içsel dünyada açıkça belli olur.
3. Narsistik hastanın bölünmüş içsel dünyası
Narsist kişiliklerin karşılaştığı gelişimsel zorluklara bağlı olarak oluşan saplanma iki kutuba ayrılan içruhsal bölünme yaratır. Bu bölünme, benliğin narsistik bozukluğunu göstermecilik, devalüasyan ve gizlilik gibi değişikliklerini anlamamıza da yardımcı olur. Grandiyöz (açık) narsist kişiliğin içruhsal yapısı (bkz aşağıdaki figür) grandiyöz bir benlik temsilini ve aşağı yukarı sürekli olarak etkinleştirilmiş bir öğede birleşen tümgüçlü obje temsilini barındırır (Masterson, 1981, s.29).Bu etkinleştirme, “altta yatan agresif veya boş nesne ilişkisinin birleşmiş öğesine”(Masterson, 1981, s.29), ve buna bağlı olarak ortaya çıkabilecek depresyona karşı savunma ve koruma amaçlıdır.
Masterson ayrıca benzer içruhsal bölünmeyi paylaşan ama içruhsal dengeyi sağlamak için farklı savunma mekanizmaları kullanan değişik tip narsistik kişilik patolojileri ayrıştırmıştır. Benliğin göstermecilik bozukluğunun tedavisinde, klinisyen terapinin başlangıç aşamasındaki savunmacı/libidinal grandiyöz benlik tümgüçlü nesne ilişkisinin birleşmiş öğesini farkedecektir. Bu, güç, mükemmellik ve bunun gibi öğeleri barındıran grandiyöz nesne temsilinin; mükemmel, üstün, yetkili olma, eşsiz olma, tapılma ve hayran olunma gibi duyguları barındıran benlik temsili ile birleşimidir.Hasta agresif nesne ilişkisinin birleşmiş öğesine karşı savunurken göstermeci bu birleşmiş öğeyi yansıtır. Agresif nesne ilişkisinin birleşmiş öğesi “haşin, cezalandırıcı ve saldıran birleşmiş nesne temsili ve küçük düşürülmüş, saldırılmış, boş ve terk depresyonunun etkilerini taşıyan benlik temsilinden oluşur.Bu terk depresyonu sınırda kişilik bozukluğunda tanımlanan nesne kaybından öte ayrı düşmenin benliği parçalaması olarak deneyimlenir (Masterson, 1993, s.18-20) (italik yazılar eklenmiştir).
Terk depresyonu, kendini doğru harekete geçirme veya mükemmel ayna tutma gibi nesnenin gerekli besini sağlayamamasından etkinleşir, uyarılır. Devalüasyon ve bölünme gibi savunmalar libidinal birleşmiş öğeyi iyileştirebilir. Saldırganlığa ‘serbest erişim’ nesneyi, gerekli besini vermesi için baskı altında bırakıp değiştirebilir. Bu rol, özellikle habis ve psikopat eğilimleri olan narsist kişiliklerde görülür.
Göstermecilik bozukluğa karşıt olarak, gizli narsistlerin içruhsal yapısı göstermeci narsistlerden farklıdır. Göstermeci narsist kendi nesnelerine karşı vurdum duymaz, saygısız hatta duyasız gözükebilir. Gizli narsist nesneye bağlı hatta nesneye karşı korunmasız gözükür.
Benliğin grandiyozitesi bütün iyi nesnelerin yansımasıyla korunur ve sonra o nesnenin başarısının tadını çıkarır. Bu, ruh halindeki değişikliklerde daha fazla duyalılığa neden olabilir. Böylece, gizli narsistler disforik duygulanım ve depresyona daha yatkındırlar. Nesne(ler) başarısız olduğunda, gizli narsist saldıran içsel nesneyi dışsal nesneye yansıtır ve sonucunda saldırılmış, küçük düşürülmüş ve parçalanmış hisseder.
Devalüe narsistte, ihtiyaç duyulan grandiyöz benlik ve diğerinin idealleştirilmesinden ziyade konuşlanmanın aktif durumu açıkça görülür. Lieberman’a göre (2004):
“Benliğin şişirilmişliği veya ötekinin idealleştirilmesi yoktur ama şizoid savunmalar gibi çocuk paranoya ile kuşatma durumunda yaşar. Tedavi aşamasında, hastanın parçalanmış benliği, saldıran nesneyi veya bozulmuş benliği terapiste yansıtarak korunur. Bu hastalardan bazıları çevrelerinde olan insanlara karşı gösterdikleri alaycı üstünlüğü korumak için devalüe savunmasını kullanır. Diğerleri ise daha aşağı bir seviyede işlevsellik gösterir ve Şizoid Kişilik Bozukluğu ile sık sık karıştırılır.” (s. 79).
Pearson (1995),analitik terapiyi devalüe bir narsist ile tartışırken, devalüe durumunu bozulmuş savunmasız benliği koruma olarak tanımlar. Bu koruma çeşitli içruhsal ve kişisel mekanizmalar yoluyla ‘içselleştirilmiş acı ve aç kıskanç benlik ile bağdaştırılan saldırganlığın yansıtılması ve boşaltılmasıyla’ gerçekleşir.
“1. İçselleştirilmiş haşin nesne ve bununla bağdaşan öfkenin yansıtılması. Bu hastalar içi kural :‘En iyi savunma, saldırmaktır.’ 2. Bağımsız kaynaktan gelen yardımı reddetme veya seçme.Repudiation or co-opting of any independent source of help. Bu süreç nesnenin ayrı varolması ve benliğin sözlü açgözlülüğü ve kıskançlığından oluşan çifte tehlikeye karşı savunmadır. 3. İçselleştirilen, birleşmiş grandiyöz – benlik/tümgüçlülük – nesne bölümü – birlik ile bağdaştırılmış bilinçaltında yatan tümgüçlülük ve yetkiye karşı olan arzuları terk etmeyi reddetme. 4. Nesnenin içselleştirilmiş narsistik hedeflerini hınçla bozmak, bu; gücü büyük kayıplarla kazanılmış gerçek zaferlerle temsil eder. 5. Terapisti yansımaları izdüşümsel özdeşleşmeye devamlı güveneme yoluyla terapisti yansımaları yankılamaya ve dışa vurmaya zorlama. Bu şekilde iletişim terapiste, bu içselleştirilmiş ilkel benlik ve nesne ilişkileri ile ilişkilendirilmiş dinamikleri tanımaya,kontrol altına almaya ve yorumlamaya imkan sağlar.” (s. 310-311).
Pearson’ın (1995) tanımından da anlaşılacağı gibi agresif birliğin sürekli yansımasının aşındırıcı yapısı nedeniyle devalüe narsistin terapide kontol altına alınması zor olabilir. Sonuç olarak, özetlemek gerekirse, Masterson’a (1993) göre:
Göstermeci narsistik bozukluğun patolojik narsizimi veya şişirilmiş sahte korumacı benlik eşsiz, özel, hayranlık duyulan ve tapınılan olarak deneyimlenir. Sahte savunmacı benlik diye adlandırılır çünkü, (1) bu benlik fantasizye dayanır ve (2) bu benliğin amacı patolojik duygulanıma karşı savunmadır, gerçeklikle uğraşmaz. İçruhsal yapı şişirilmiş benlik temsili ile birleşmiş tümgüçlü nesne temsilinden oluşur. Grandiyöz benliğe Asıl duygusal yatırım grandiyöz benliğedir ve bu grandiyozite mükkemmellik arayışı ve diğerlerine mükemmel şekilde ayna tutma ile korunur. Gizli narsist bozukluğun patolojik narsisizmi veya söndürülmüş sahte savunmacı benlik özel tümgüçlü mükemmel diğerinin ışığında özel veya eşssiz hissetmek ile deneyimlenir. İçruhsal yapı aynı grandiyöz benlik ile birleştirilmiş tümgüçlü nesne temsilinden oluşur. Fakat asıl yatırım. idealleştirilmiş ve başkalarına yansıtılmış tümgüçlü nesne temsili üzerinedir, grandiyöz benlik idealleştirilmiş nesnenin başarısının tadını çıkarır.” (s. 12-13)
Sürekli etkin grandiyöz öğeye verilen önemle, kişi narsist hastaların depresyon ve başarısızlıkla gelen zorluğunu gerçekten kavrayacaktır. Terk depresyonun narsist kişilik tarafından deneyimlenen suisidal depresyon, homisidal öfke, panik, suçluluk, umutsuzluk, çaresizlik, boşluk, hiçlik unsurları sınır kişilik tarafından deneyimlenen ile benzerdi. Klinik olarak, depresyon grandiyöz savunma yapısından dolayı göstermeci narsist kişilik depresyonu daha zor hisseder. Fakat utnç, küçük düşürülme ve ayrı düşme gibi duygulardan dolayı gizli narsist kişilik depresyonu deneyimler. Narsistik bozuklarda kıskançlık ve öfek duygusu yoğundur. Depresyonu kabul etmeme, terapi sürecini tökezleten bir engel olabilir.
4. Farklı teşhis ve terapötik müdahale Narsistik hastayı borderline hastadan ayrıştırma Masterson tekniğinin merkezindedir ve klinisyenin iki bozukluğu da kavramsallaştırıp ve içruhsal çelişkiyi anlamasına izin verir.Pearson’ın (2008) belirttiğine göre gerilemenin dili (borderline),grandiyöz söndürülmeye karşı korunma (narsisizm) ve fedakarlık yapılan bir etkileşimde güven arama(şizoid) ile birlikte benlik bozukluklarının benzersiz dilini anlama veya benlikten bahsedilmemesi, terapötik bir çerçeve sunar. Borderline kişilik patolojilerinin narsist kişilik patolojilerine göre gelişimsel olarak daha farklı olduğu belirtilir.Borderline kişilik bozukluklarında benlik ve nesne temsili daha ayrışmıştır ve birbirini izleyen karşılığı verilen ve alıkoyulan öğeler bölünmüştür. Narsistik hastanın benlik ve obje temsili birleşmiştir ve bağlanma öğesi (grandiyöz öğe) sürekli olarak aktiftir. Masterson’a göre (1993):
“Narsistik kişilik tarzında savunma borderline kişilikten farklıdır. Borderline kişilikte nesne ve benlik temsili birleşmemiştir, ayrıdır, karşılığı verilen ve alıkoyulan öğeler olarak bölünmüştür. Bu iki parçalı öğeler birbirini takip eder, sürekli değildir. Birincil savunma gerçek benlik ve benlik davasının sözünün geçmesini gerektiren gerileyen davranıştır. Borderline hasta, narsist hasta gibi saldırganlığa serbest geçişi yoktur. Benlik davası, geri çekilen nesne yansımasına karşı gelir ve öz-saygı için uygun değildir. Borderline hasta ya nesneye yapışarak ya da ondan uzaklaşarak savunur.” (s.27) (italik yazılar eknlenmiştir).
Masterson, bölümlerin öğelerinin yansıması ‘hava geçirmez’ değidir.further argues that the projection of the part units is not ‘airtight’, yani göstermeci narsist kişiliğin zırhlı eğilimlerinden yoksundur. Bu yoksunluğa bağlı olarak, borderline kişilik gerçekliğe “ özellikle kendi kendini harekete geçiren karşılık alma ve geri çekilme karşılık alma ve geri çekilme tepkilerine” (s.27)karşı daha duyarlıdır. Bu ayrıca, aktarımı dışarıya vurmada farklılıklar yaratır.
Göstermeci narsist kişilik, kibirli ve ben –merkezci bir görünüş çizerek ve başkalarını baştan çıkarma ve/veya bırakarak grandiyöz benliğin sürekli aktivasyonuyla zırhlanmış gözükür. Borderline hasta alçakgönüllülük davranışları ve mantıksız kızgınlık, öfke krizleri arasında bocalar. Masterson’ın belirttiğine göre narsistik hastanın deneyimlediği öfke genelde bağlantıdan yoksun ‘soğuk’ bir öfkedir. Fakat borderline hastanın öfkesinin merkezinde kendinden yoğun bir şekilde nefret etme vardı ve böylece terapist hasta ile daha güçlü bir bağlantı kurabilir.
Narsistik kişiliğin idealleşme ve ayna tutma davranışını yansıtması ve borderline kişiliğini karşılık alma ve geri çekilme davranışını yansıtması göz önüne alınırsa psikoanalitik tekniklerin daha farklı amaçları vardır. Öncellikle, borderline hasta ile kullanılan yüzleşme metodu, göstermeci narsist kişilikte travmayı tekrar yaşama riskine yol açar ve/veya gizli narsist kişilikte boyun eğme davranışı yaratır. Grandiyöz benliğin ve nesne temsilinin birleşiminin sürekli aktivasyonu ile birlikte bu birleşimin saldırgan benlik-nesne birliğine karşı inkar etme ve ‘hava geçirmez’ savunma eğilimi, hastayı zamanlamaya ve duyarlılığına bakmadan yüzleşmeye iter. Eleştiri ve kıskançlık saldırıları altta yatan negatif öğeyi etkinleştirir. Narsist kişilik için, narsistik kurnmasızlığın yorumu önemlidir. Buna bağlı olarak, aşağıda verilen sıralama vurgulanmalıdır:
(a) Acı: Yorumlamanın bu bölümünde terapist hastanın yaadığı acıyı tanımlar ve kavrar. (b) Benlik: Hastanın deneyimlerinin etkilerine odaklanır ve böylece bir anlam kazandırır. (c) Savunma: Hastanın benliğini acılı duygulanımdan korumak, savunmak ve sakinleştirmel için kullandığı savunmaları tanımlama ve bunlara odaklanma.
Gizli bozukluğu göz önünde bulundurunca daha büyük terapötik zorluklar ortaya çıkıyor. Vurgulamak gerekirse: Gizli narsist kişilik grandiyöz öğenin sürekli aktivasyonunu sağlayamayabilir. Buna bağlı olarak daha fazla bocalar ve yetersizlik hissi artar.
Borderline üçlüsü, yani depresyona neden olan kendi kendini harekete geçirme ve savunma gizli narsistik kişilikte de belirgindir. Sonuç olarak, narsistik kişilik idealleşmiş diğerinin başarısının tadını çıkarmaya ihtiyacı varsa, bu davranış sıklıkla yanlış algılanabilir çünkü bağımlı savunmaya borderline patolojilerinde sık sık ratlanır. Yüzleşme iki klinik gerçekğe neden olabilir:
Saldırılara ve devalüasyona ‘sen ben anlamıyosun’ diye cevap verme veya Duygulanımda hiçbir değişiklik olmadan boyun eğme
Benliğin gizli narsistik bozukluğu göz önüne alındığında, ayrıca şizoid yapınında üstünden geçmek gereki çünkü bir çok şizoid kişilik narsist kişilik gibi gözükebilir. Şizoid kişilik olarak sergilenen narsisizm, şizoid hastanın üstünlükle gelen güvenlik ihtiyacı olarak görülmelidir. Başkalarından üstün hareket ederek şizoid kişilik kendini güvende ve kendine yeterli hisseder ve bu hisler grandiyöz benlik temsili, mükemmel ayna tutma ihtiyacı veya ideal idealleştirilmiş diğerinin başarısının tadını çıkarmanın sonucu değildir. Psikoterapötik süreç bazen bu gerçeklikler arasında ayırım yapmak için tek yoldur.
Bayan A- kendine dönmüş gizli narsisti kişiliğin borderline bozukluğu
Bayan A, 25 yaşında, bekar, muhasebe öğrenci ve Dr. Greenberg’e “yalnızlık, korku ve muhtaç” hissettiği için danışmak istedi (in Masterson, 2000, s.116). Bayan A. Öğrencilikten, muhasebeci olarak çalışma hayatına geçeceği için endişelidir ve kendi için kararlarını artık kendisi vermesi gerektiği düşüncesinden korkuyordur. Hastaya göre, lisans sınavı üzerine ona gelen teklifler, onun stresini azaltmak için bara gitme, içme, erkek tavlama ve ilişkilerde “emilme” gibi davranışlarına davranışlarına engel olacak. İlişkilere odaklanması onun akademik alanda talepleri olmasına rağmen duygularıyla yalnız olması gerçeği ile başetmek için bir yol gibi gözüküyor ve bu onu “korkmuş ve aşırı muhtaç” hissettirtiyor (in Masterson, 2000, s. 116). Yalnız yaşadığı için ve kendini erkeklerle aklını dağıtmamaya çalışması hissettiklerini daha da kötüleştirdi. İlk görüşme: Bayan A. Alkolik değil (bazen duygularını alkol kullanarak idare etmeye çalışsa bile), geçmişinde istismara uğramışlığı yok and klinik anlamda depresyonda değil. Fiziksel istismardan bahsetti ama kendisi hiçbir zaman kurban olmadı(babası erkek kardeşlerini fiziksel olarak istismar ediyordu).
Dr. Greenberg’in açık ve kesin ifadesine göre Hasta A “ilginç bir teşhis resmi çizer: şizoid hastanın günden güne kendine yetme özelliği, borderline hastalanın bağlanma ve eyleme dökme savunması ve narsistik hastanın zayıf karaktere karşı hassasiyeti var gibi gözükür ( Masterson, 2000, s. 121). Başlangıç olarak, hastanın benlik borderline bozukluğu olduğuna ve ana terapötik müdahalenin yıkıcı eyleme dökme ile yüzleşme olduğu yönünde karar verildi. Örnek olarak, hasta seanslara sık sık geç kalıyordu ve yüzleşme olarak eyleme dökme hareketi ele alındı:
Hasta A : (10 dk geç kaldı). Özürdilerim, geç kaldım. Zamanı farkında değildim. Sabah 6.00’ya kadar ayakta kalıp, der çalıştım ve bütün gün kendimi yorgun ve hasta hissettim.
Terapist: You Terapiye gelmenin senin için önemli ve finansal bir fedakarlık olduğunu söyledin. Neden yorgun ve geç gelerek kendini kandırıyorsun?
Hasta A: Kendime ayıracak yeterli zamanım yok. Herzaman birşeyden diğerine koşuşturuyorum. Çoğu günler öğle yemeği bile yiyemiyorum. Üstelik (gülerek) şu anda hasta olmayı, başarılı olamadığım için sınavdan sonra hasta olmaya tercih ederim (Masterson, 2000, s. 124)
Yüzleştirmeler çeşitli mantık yürütmelerle yapıldı. Hasta A, eğer çeşitli erkek arkadaşları ona kötü davrandıysa hislerini açıkça belirtemiyor.
Hasta: ( Erkek arkadaşının davranışı üzerine ne kadar kötü hissetiğinden ve aramalarına geri dönmeyeceği konusunda konuşuyor). Kızgınım ve bende onu üzmek istiyorum çünkü o da beni üzdü. Kimseye onun bana davrandığı gibi davranmam. Beni sadece son dakikada dışarı çıkmak için araması kendimi kötü hissettirtiyor ve sonra da yemeğimi ödemiyor.
Terapist: Bu neden seni kendin hakkında kötü hissettirtiyor?
Hasta: Çünkü belki bende bir şey vardır. Belki ben çok fazla muhtacım. Normalin ne olduğunu bilmiyorum. Bunun ben olmadığımı bana söylemene ihtiyacım var yoksa kendimin yanlış yaptığını ve çok şey beklediğimi düşüneceğim.
Terapist: YouSen kendine nasıl davranılmasını isteme konusunda kendin için karar verme hakkın yok gibi hissediyormuş gibi gözüküyorsun. Neden böyle?
Hasta: Onu kaybetmekten korkuyorum veya ona onu düşünüğümü göstermekten. Bunu ona vermek istemiyorum. O kadar incindim ki onun aramalarına cevap vermeyeceğim ve başkasını bulacağım.
Terapist: Bu senin başına daha başka bir sürü erkekle daha geldi. Eğer bir kişinin sana davranışı hoşuna gitmiyorsa neden baştan başlamaya devam ediyosun? Neden direkt olarak ona bir şey söylemiyorsun da sessiz kalıyorsun ve kendini geri çekiyorsun?
Hasta: (Gülerek) Bunu yapabileceğimi mi söylüyorsun?
Değişik alanlarda ilerleme açıkça görülmesine rağmen, kendini harekete geçirme psikosomatik zorluklara neden oldu ve buna bağlı olarak bunlarla yüzleşti. Terapi ilerledikçe, aşağılık olam duyguları açığa çıktı. Buna bağlı olarak, yapılan çeşitli değişimler doğru şekilde kendini harekete geçirememenin sonucu olabilir, şeklinde hipotezlenebilir. Ama idealleştirilmiş tümgüçlü objenin birleşmesinden Terapist bunun gizli narsistik bozukluğu ima ettiğini belirtir. Dr. Greenberg, duygulanım deneyimindeki derin değişimlerin çarpıcı sonucu olarak kavramsallaştırmasını test etmiştir.
Örnek 1:
Hasta: Daha öğle yemeği yemedim. O kadar yorgunum ki, büyük ihtimalle taksiye bineceğim, işe geri dönmeyi göze alamam. Şurada yatıp uyuyabilirim. Müdürlerimi memnun etmek için plan yapmayı bırakmalıyım. Ama benden yapmamı istedikleri birşeyi yapmazsam kendimi sorumsuz ve çok çalışmamışım gibi hissediyorum.
Terapist: Kendi ihtiyaçlarına odaklanman senin için çok zor çünkü bu seni eleştirilere karşı çok hassas yapıyor ve patronlarını memnun etmeye çalışarak kendini yatıştırma eğlimindesin, bu senin için çok yorucu olsa bile.
Hasta: (Ağlamaya başlayarak). Şikayetlerden çok korkuyorum. Geceleri yapmadığım şeyler konusunda düşünmekten uyuyamıyorum ve kaygılanıyorum... Önceliklerimi sıraya dizmekten bunaldım. Kendimi organize etmek benim için çok zor. Herşeyi mükemmel yapmalıyım.
Örnek 2:
Hasta A: (Eyalet dışı lisans sınavında başarısız olduktan sonra). Bunu başarmak neden benim öz güvenime bu kadar bağlı? Neden zaten geçmiş olduğum lisans sınavından tatmin olamıyorum? Erkeklerin beni reddetmesi gibi. Ben kendimi reddediyorum. Neden erkek arkadaşım bu şekilde hissetmiyor? O lisans sınavını iki keresinde de geçemedi (Bu noktada, kendinden konuşmayı bıraktı ve erkek arkadaşından konuşmaya başladı. Yorumumla ilgisini bu konuya çektim).
Terapist: Kendin hakkındaki bu düşüncelerle ilgilenmek ve erkek arkadaşından konuşarak kendini korumaya çalışmak senin için acı verci olmalı.
Hasta A: Evet, benim için kendime odaklanmak çok zor. Kendimle ilgili birşeylerin yanlış olduğunu düşünmeye başlıyorum. Ondan sonra, benle ilgili şeylerin tamam olduğunu hissetmek için birine ihtiyaç duyuyorum. Sence, doğru yoldamıyım?
Terapist: Kendine odaklanmaya çalışırken, kendinle ilgili şüpheci acı veren duygular ortaya çıkıyor ve sen konuyu değiştirerek kendini sakinleştiriyorsun veya dış dünyaya onay almak için bakıyorsun – biraz önce benimle yaptığın gibi
Hasta: Evet. Haftasonu, terapiye geldiğim ve senden ona beklediğimi anladım. Çünkü benim içimde kendimi onaylayacak güç yok (Bu noktada, Bayan A ağlamaya başlar, sessizce oturur ve peçeteyi yırtmaya başlar.) Çok fazla duygum var bu yüzden bunlardan gülerek veya konuyu değiştirerek kaçınıyorum. Bu bana ailem yanında nasıl hareket etmem gerektiğini hatırlatıyor. Kavgadan sonra sessizce oturup bu duygunun geçmesini beklerdim.
5. Masterson’ın Narsistik kişiliğin Bozulmuş Benliği ile İletişimsel Eşleştirme Tekniği
Hasta, bazı gerçek bireyselleşme zorluklarının aktifleşmesine tahammül ederken Bozulmuş Gerçek Benliği desteklemek çok önemlidir. Bu, terk depresyonundan sonra hasta benliğini aktifleştirirken hala hassas kalabiliyor. İletişimsel eşleştirme narsistik hastalarda özellikle önemli çünkü bu şekilde hasta grandiyözetiye daha az güvenecek ve saldırgan öğeye daha çok ulaşacak. Grandiyöz savunmalar ve idealleştirme – devalüasyona aşırı bağlı kalmadan benliği gerçekte harekete geçirip muhafaza etmek çok acı verici bir deneyimdir ve narsist hasta, ‘iletişimsel eşleştirme’ ile narsistik gerçek benliği desteklemek için Terapist’e ihtiyaç duyabilir: “İletişimsel eşleştirmenin amacının hastaya hissettiklerin ( heyecan,dinçlik, coşku, doğallık) ve yaptıklarının (destekleyici ve uyum sağlayan çabaları, kendinden emin olma) niteliği konusunda yardımcı olmak olduğunu akılda tutmak önemlidir.” (Masterson, 1985, s.61).
Fakat bu süreç,Gerçek Benliğin aktifleşmesinde danışanı yıldırmak,zorlamak, yönlendirmek veya baştan çıkarma eğlimlerini sürecin dışında bırakır. Böylece “hasta depresyonu üzerinde çalışırken, nesne ilişkisi bölümünün öğesinin geri çekilmesine karşı” (Masterson, 1985, p. 61) Terapist içruhsal tampon ve koruyucu olur. Psikolojik ebe olarak iş görmek gerçek benliğin aşırı grandiyözeti göstermeden ve fanteziye bağlı kalmadan bir yetenek hissiyatı geliştirdiğine inanılır. Aşağıdaki tablo, hastayla bazen açıkça keşfedilen çoğumuz için “sağduyu” olan “gerçekleri” gösterir. Bu sağduyu hiçbir zaman grandiyozetiye aşırı güvenmeye bağlı gerçeklik endişelerine bağlı kalmamıştır. A patient of Masterson’ın bir hastasın gerçek benlik şu şekilde yansımıştır: “Gerçek benliğim ortaya çıkmaya başlıyor. Kim olduğum konusunda kesin olmasam bile, ben artık bir yıldız veya hükümdar değilim ama benden bundan daha fazla birşey var, daha gerçekçi ve doğru birşey ortaya çıkıyor.” (Masterson, 1985, s. 88).
Sonuç
Bu makalenin amacı, çeşitli narsistik bozuklukları anlamada ve tedavi etmede Masterson’ın psikoanalitik kavramsallaştırmasını keşfetmektti. Masterson’ın kavramlarına göre, narsistik hasta, mükemmellik ve nesnelerinden mükemmel yansıma arama amacıyla grandiyöz benlik temsilinin tümgüçlü nesne temsili ile birleşmesiyle karakterize olan spesifik içruhsal bölünmeden zarar görür. Bu birleşmiş öğe yetersiz, güçsüz, değersiz, parçalanmış yarım benlik temsili ve haşin, devalüe ve saldırgan olarak deneyimlenen yarım nesne temsilimin ilişkilerde yetkisiz olmasıyla karakterize olan saldırgan birleşmiş parça –birliğe karşı, savunma olarak iş görür. Bu paradigma, sadece Masterson tarafından tanımlanmış psikoanalitik psikoterapiyle yeteri kadar ele alınıp tedavi edeilebilen içruhsal ve kişisel zorluklar yaratır.
Kaynaklar
Greenspan, S.I. (1989). The development of the ego. Implications for personality theory, psychopathology, and the therapeutic process. Madison Connecticut: International Universities Press, Inc.
Katz, J. (2004). The schizoid personality disorder. In J.F.Masterson & A.R. Liberman (Ed). A therapist’s guide to the personality disorders. The Masterson Approach. A handbook and workbook (pp. 91-110). Phoenix, Arizona: Zeig, Tucker & Thiesen, Inc.
Katz, J. (2008). Personal communication. New York.
Kernberg, O. F. (1975). Borderline conditions and pathological narcissism. New York: Aronson.
Kernberg, O. F. (1976). Object relations theory and clinical psychoanalysis. New York: Aronson.
Kernberg, O. F. (1980). Internal world and external reality. New York: Aronson.
Kernberg, O. F. (1982). Self, Ego, Affects, and Drives. J. Amer. Psychoanal. Assn. 30,893-917
Kernberg, O. F. (1984). Severe personality disorders: Psychotherapeutic strategies. New Haven, CT: Yale University Press.
Kohut, H. (1971). The analysis of the self. New York: International Universities Press.
Kohut, H. (1977). Restoration of the self. New York: International Universities Press.
Lieberman, J. (2004). The Narcissistic personality disorder. In J.F.Masterson & A.R. Lieberman (Ed). A therapist’s guide to the personality disorders. The Masterson Approach. A handbook and workbook (pp.73-90). Phoenix, Arizona: Zeig, Tucker & Thiesen, Inc.
Lachkar, J. (2004). The narcissistic/borderline couple. New York: Brunner- Routledge.
Manfield, P. (1992). Split self-Split object. Understanding and treating borderline, narcissistic, and schizoid disorders. Northvale, New Jersey: Jason Aronson, Inc.
Masterson, J.F. (1972). Treatment of the Borderline Adolescent. A developmental approach. New York: Wiley-Interscience.
Masterson, J.F. (1976). Treatment of the Borderline Adult. A developmental approach. New York: Brunner/Mazel.
Masterson, J.F. (1981). Narcissistic and Borderline disorders. An integrated developmental approach. New York: Brunner/Mazel.
Masterson, J.F. (1983). Countertransference and psychotherapeutic technique. New York: Brunner/Mazel.
Masterson, J.F. (1985). The real self. A developmental, self, and object relations approach. New York: Brunner/Mazel, Inc.
Masterson, J.F. (1989). The search for the real self. Unmasking the personbality disorder of our age. New York: The Free Press.
Masterson, J.F., & Klein, R. (1989). Psychotherapy of the disorders of the self. The Masterson Approach. New York: Brunner/Mazel
Masterson, J.F., Tolpin, M., & Sifneos, P.E. (1991). Comparing psychoanalytic psychotherapies. Developmental, self, and object relations. Self psychology. Short term dynamic. New York: Brunner/Mazel publishers.
Masterson, J.F. (1993). The emerging self. A developmental, self, and object realtionsh approach to the treatment of the closet narcissistic disorder of the self. New York: Brunner/Mazel publishers.
Masterson, J.F., & Klein, R. (1995). Disorders of the self. New therapeutic horizons. The Masterson Approach. New York: Brunner/Mazel.
Masterson, J.F. (2000). The personality disorders. A new look at the developmental self and object relations approach. Theory, diagnosis, treatment. Phoenix, Arizona: Zeig, Tucker & Thiesen, Inc.
Masterson, J.F.,& Lieberman, A.R. (2004). A therapist’s guide to the personality disorders. The Masterson Approach. A handbook and workbook. Phoenix, Arizona: Zeig, Tucker & Thiesen, Inc.
Masterson, J.F. (2005) (Ed.). The personality disorders through the lens of attachment theory and the neurobiologic development of the self. A clinical integration. Phoenix, Arizona: Zeig, Tucker & Thiesen, Inc.
Meissner, W.W. (1988). Treatment of patients in the borderline spectrum. New York: Jason Aronson, Inc.
Pearson, J. (1995). Mirrors of rage: the devaluing narcissistic patient. In J.F. Masterson & R. Klein (Ed.) Disorders of the self. New therapeutic horizons. The Masterson Approach (pp.299-312). New York: Brunner/Mazel.
Pearson, J. (2004). The Masterson approach to differential diagnosis. In J.F.Masterson & A.R. Liberman (Ed). A therapist’s guide to the personality disorders. The Masterson Approach. A handbook and workbook (pp. 35-54). Phoenix, Arizona: Zeig, Tucker & Thiesen, Inc.
Pearson, J. (2008). Personal communication. New York.
|