PDF Yazdır e-Posta

Değersizleştirici Narsisistik Kendilik Bozukluğuna
Masterson Yaklaşımı

Loray Daws, MS
(Skype üzerinden)

Özet

Bu makalenin amacı, değersizleştirici narsisistin intrapsişik yapısı ve nesne ilişkileriyle ilgili James F. Masterson ve Judith Pearson’ın teknik yaklaşımları ve metapsikolojik teorilerini kritik açıdan incelemektir. Yapısal teşhise, değersizleştirici narsisitik hastanın intrapsişik dünyasına, tedavide karşılaşılan sorunlara olduğu kadar, narsisistik zayıflığın açıklanmasına da odaklanılacaktır. Terapötik süreci ve zorlukları göstermek adına klinik bir vaka da makaleye dahil edilecektir.

Anahtar kelimeler: Değersizleştirici narcissist, gizli narsisist, teşhirci narcissist, kendilik bozukluğu, Masterson metodu.

1. Giriş

Narsisisizm ve narsisistik durumların tedavisine karşı analitik yaklaşımlar Otto Kernberg (1975, 1976, 1980, 1982, 1984), Heinz Kohut (1971, 1977) ve James F. Masterson (1981, 1985, 1989, 1993, 1995, 2000, 2004, 2005) gibi çeşitli akademisyenler tarafından tanımlanmıştı.

Masterson’ın gelişimsel kendilik ve nesne ilişkileri bakış açısı, narsisistik karakter yapısına, bir ‘terk depresyonuna’ karşı duran kendilerine has savunmaların yer aldığı bölünmüş bir iç dünyayla karakterize edilen Ödipal öncesi bir bozukluk olarak değerlendiriyordu. Bu kendine has içsel dünyanın gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda, bozukluğa kolayca erişebilecek ve narsisistik hastayı hasar görmüş gerçek kendiliğini tamir etmesi için destekleyecek, ilerici bir terapötik yaklaşım daha geliştirilmişti.

2. Çeşitli Narsisitik Kendilik Bozukluklarına Gelişimsel, Kendilik ve Nesne İlişkileri Yaklaşımı

Sağlıklı bir kendiliğin gelişimi için tepki veren ve canlı bir ötekinin varlığı çok önemlidir. Optimal uyumlu anne, bebeğin eşsiz gelişimsel ritmini destekler, gergin tecrübelerle başa çıkıp onları dönüştürür ve bebeğin/çocuğun kendisine ve diğer çeşitli çevresel talepler hakim olma gelişimi becerisinden gurur duyar. Zaman içerisinde annelik yapan kişiden çocuğun başlangıçta ihtiyaç duyduğu tümgüçlülük deneyimlerini daha gerçeklik temelli bir uyuma kaydırmasına yardımcı olması beklenir. Bu süreçte öz saygı ve kendine güven kavramlarının da fantaziden ziyade gerçeklikle kol kola olması beklenir. Masterson’a göre (1993):

“Sağlıklı narsisizm ya da gerçek kendilik, yeterli ve yetkin hisseden bir kendilik şeklinde deneyimlenir- bu da hafif bir fantazi etkileşimi taşıyan, çoğunlukla gerçeklikten beslenen bir histir. Bu kendilik algısı, diğer insanlara dair dozunda endişe hisleri de içerir ve kendine güven de gerçeklik tarafından önüne konulan meydan okumalar ve zorluklarla başa çıkmada kendilik ifadesini kullanarak sağlanır. Kendilik algısının altını çizen intrapsişik yapı, nesne temsilinden ayrılmış, bebeksi büyüklenmecilik ve tümgüçlülüğünü etkisiz hale getirmiş ve bütün halinde olan- yani hem olumlu hem de olumsuz özellikleri aynı anda taşıyan ve bağımsız bir şekilde çalışabilen bir kendilik temsilinden oluşur.” (sayfa 12.)

Annenin uyum ve aynalaması bu özellikleri karşılayamadığı durumlarda, çocuğun gelişiminin ayrılma-bireyleşme safhasında, özellikle Mahler’in tasvir ettiği ayrılma-bireyleşmenin pratik alt safhasında çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrılma-bireyleşmenin pratik yapma alt safhası süresince, yeni emeklemeye başlayan bebeklerin hayal kırıklıklarına, çarpmalara ve düşmelere karşı yılmaz bir tavır takındıkları ve herhangi bir tehlike ihtimalini dert etmeden dünyayı keşfetmede ‘özgürmüş’ gibi gözüktüklerine dikkat çekilir. Bunun sebeplerinden birinin, gelişimin sembiyotilk safhasının anne-çocuk ekseninde bulunan ‘birlik’ intrapisişik deneyimi olması mümkündür.

Takip eden gelişimsel safha (uzlaşma safhası) boyunca, uygun hayal kırıklıkları ve sınır çizen davranışlar çocuğun, etki-tepki kavramının büyük bir rol oynadığı, daha büyük bir dünyayı öğrenip ona uyum sağlamasını desteklemek için orada bulunur. Bu, çocuğu sembiyotik tümgüçlülük ve ‘yılmazlık’tan çıkartıp, ‘gerçeklik’ ve farklılığın içine yönlendirir; yani kendilik ve nesne temsilleri giderek daha da farklılaşır ve bu şekilde daha az birleşerek tümgüçlülüğü hafifler. Farklılaştırılmış öteki olarak, gerçeklik içinde amaçları yeniden ateşlemek için anneye sarılınır, ona güvenilir ve ondan aktif bir şekilde yararlanılır.

Teorik açıdan, narsisistik hastanın ‘uzlaşma’ krizine girmediği ya da bu safhayı tamamlamadığını ve tümgüçlü ikili birliğin hala var olduğunu düşünmük mümkündür. Bu ilüzyon, çeşitli savunma mekanizmalarıyla sıkıca sağlama alınır ve gerçeklik de tam tersi bir şekilde, tümgüçlüğüğü sabit kılmak adına sürekli olarak inkar edilir, dönüştürülür ve bozulur.

“Narsisistik kendilik bozukluğunun sabitlenmesi bu olaydan (uzlaşma) önce meydana gelmeli çünkü klinik olarak hasta nesne ilişkileri sanki kendilik temsilinin bir içsel parçasıymış gibi davranır- tümgüçlü bir ikili birleşme. Bir uzlaşma krizinin varlığı ihtimali bu hastaya zuhur etmemiş gibidir. Fantazisinde bu dünyanın kendi kabuğu olduğunu; narsisistik ve büyüklenmeci kendilik-yansıtmasına uymayan ya da bu dünyayla yankılanmayan gerçeklik algılarından kaçınma, onları inkar ve değersizleştirmesi gerektiğini düşünür. Sonuç olarak hasta, büyük çapta gerçekliklerin inkar edilmesi gerektiğinde, uyum sağlamanın bedelini ödemeye mecbur kalır.” (Masterson, 1981, sayfa.12-13)

Bu gibi durumlar için uygun bir açıklama da, annenin (ebeveyn), kendi kişisel çelişkileri sebebiyle, çocuğunu narsisistik bir uzantı olarak kullandığı ve bu yüzden de gerçekli itibarları ve sınırlandırmalar (örnek; sen mükemmelsin, dünya değil) pahasına onun büyüklenmeciliğini kışkırttığıdır. Terk edilmekten, zevk alma yoluyla kaçınmak için çocuğun annenin idealleştirme eğilimlerini kabul etmekten başka seçeneği yoktur: ‘Eğer mükemmel olmazsam, kötü olacağım ve terk edileceğim.’ Diğer bir gelişimsel yol da, kendiliği ileri seviyede zarar, zayıflık ve yalnızlıktan korumak adına çocuğunu paradoksal bir şekilde tümgüçlü fantazilere zorlayan, reddedici annedir.

3. Narsisistik hastanın bölünmüş içsel dünyası

Masterson’a göre, gelişimsel sıkıntılar göz önüne alınırsa, iki kaynaşmış birim tarafından karakterize edilen intrapisişik bir bölünme oluşur. Büyüklenmeci (teşhirci) narsisistin intrapsişik yapısı, büyüklenmeci kendilik temsili ve ‘az ya da çok sürekli aktive edilen bir birime dönüşmüş,’ bir tümgüçlü nesne temsilinden oluşur (Masterson, 1981, sayfa .29). Bu harekete geçirmenin sebebi, “ temeldeki agresif ya da boş nesne ilişkileri birleşik birimine’ ve depresyon ihtimaline karşı savunmak ve yansıtma yapmaktır (Masterson, 1981, sayfa 29).

Masterson aynı zamanda, çeşitli narsistik patoloji ‘tiplerini’ de ayrıştırmıştır. Teşhirci narsisitik kendilik bozukluğunda, kişi temelde, savunmacı bir şekilde birleşmiş kendilik-nesne ilişkileri biriminin bilincindedir; yani güç, mükemmellik ve bunun gibi şeyleri ihtiva eden büyüklenmeci bir nesne temsili; mükemmel, üstün, kendinden emin olmayla ilgili büyüklenmeci bir kendilik temsili ve bu temsilin kendini eşsiz, tapınılası ve hayranlık uyandıran şekilde hissetme duygulanımı etkisiyle birleşmiştir. Teşhirci, bu birleşik birimi yansıtır ama altan alta sürekli bir şekilde, “sert, cezalandırıcı ve saldırgan bir kaynaşmış nesne temsiliyle; terk depresyonu duygulanmıyla bağlantılı olan yani borderline kişilik bozukluğunun nesneyi kaybetme olarak açıkladığı şeyden ziyade, çökmenin kendilik parçalanması olarak deneyimlenen aşağılanma, saldırılma, boş bir kendilik temsilinden” oluşan agresif nesne ilişkileri birleşik birimine karşı savunma yapar. (Masterson, 1993, sayfa .18-20)

Terk depresyonu, gerçek kendilik aktivasyonu (kişinin gerçek istek ve ihtiyaçlarını takiben) ya da nesnenin gerekli bakımı sağlamadaki başarısızlığı yani mükemmel aynalama yollarıyla harekete geçirilebilir/uyarılabilir. Değersizleştirme gibi savunmalar, libidinal birleşik birimini yeniden yapılandırabilir. Saldırganlığa giden ‘bedelsiz giriş’, karşısındakini ihtiyaç duyulan bakımı vermesi için zorlayıp, manipüle etmenin bir yolu olarak kullanılabilir. Bu durum özellikle, psikopat eğilimleri olan kişilerde ve kötü huylu (malignant) narsisistlerde belirgindir.

Teşhirci bozukluğun tam tersine, gizli narsisistiğin intrapsişik yapısı, teşhirci narsisistiğin nesnelere karşı yılmaz, hafife alan ve hatta vurdumduymaz gibi gözükmesi nin yanında gizli narsistiğin nesneye bağımlı gibi gözükmesiyle farklılık gösterir. Kendiliğin büyüklenmeciliği, bütün iyi nesnenin yanıtılması ve sonra da bu nesnenin ışığı altında ‘güneşlenmeyle’ korunur. Bu durum, açık bir şekilde, ruh hallerinde çeşitlilie ve şüpheye yol açabilir ve gizli narsisitler bu yüzden depresyona ve disrofik duygulanıma çok daha meyillidirler.

Değersizleştirici narsisit konusunda ise, büyük ihtiyaç duyulan büyüklenmeci kendilik ve başka bir kişinin idealleştirilmesi yokmuş gibi gözükür ve ortada olan şey ise, aktif bir yayılma durumudur. Lieberman’a göre (2004):

“Kendiliğin bir büyüklenmeciliği ya da başka birinin idealleştirilmesi meydana gelmez ancak çocuk, paranoyak ve şizoid savunmalarla, bir kuşatma altında yaşar. Tedavide, hastanın parçalanmış kendiliği, ya saldırgan nesne, ya da hasarlı kendliğinin terapiste yansıtılmasıyla korunur. Bu hastalardan bazıları, değersizleştirici savunmayı, çevrelerindeki diğer insanlar üzerinde alaycı bir üstünlük algısı sağlamak için kullanacaklardır; diğerleri ise düşük bir seviyede fonksiyon gösterecek ve çoğu zaman da şizoid kendilik bozukluğu hastalaryla karıştırılacaklardır.” (sayfa. 79).

Pearson (1995), Değersizleştirici narsisist bir hastayla terapi konusunu tartışırken, değersizleştirme durumunu, hasar görmüş, zayıf kendiliğin “aç, haset kendilik ve içselleştirilmiş takipçilikle ilintili saldırganlığı boşaltma ve yansıtma” yoluyla çeşitli intrapsişik ve kişilerarası mekanizmalar kullanarak korunması şeklinde kavramlaştırır. (s. 310)

“1. İçselleştirilmiş, acımasız nesnenin ve onunla bağlantılı öfkenin yansıtılması. Bu hastalar için geçerli kural “en iyi savunma, iyi bir saldırmadır” deyişidir.

2. Herhangi bağımsız bir yardım kaynağının reddedilmesi ya da bünyeye eklenmesi. Bu süreç, nesnenin ayrı varlığı ve oral doyumsuzluk ve kendiliğin kıskanılması tehditlerine karşı savunma yapar.

3. Tümgüçlülük ve içselleştirilmiş birleşik büyüklenmeci-kendilik/tümgüçlü-nesne-bölüm-birimiyle alakalı bilinçdışı tümgüçlülük ve kendinden eminlik isteklerinden vaz geçmeyi reddetmek.

4. İçselleştirilmiş nesnenin narsisistik hedeflerine intikam duygusuyla engel olmak. Bu hedefler, tek kesin zafer olarak, Pyrrhic zafer yoluyla güçü temsil eder.

5. Terapistin yankılanması ve yansıtmalartı eyleme vurmasına yarayan, yansıtmacı özdeşleştirmeye karşı ısrarcı bir güven. Bu tip bir iletişim, terapistin bu ilkel içselleşrtitilmiş kendilik ve nesne ilişkileriyle bağlantılı dinamikleri tespit etmesine , onlarla başa çıkmasına ve nihayetinde onları yorumlamasına imkan verir.” (sayfalar. 310-311).

Değersizleştirici narsisistle, bu şekilde, saldırgan birimin süregelen yansıtılmasının yıkıcı niteliği yüzünden terapide başa çıkılmak çok daha zor olabilir. Büyüklenmeci birimin sürekli olarak aktive edilmiş olmasına duyulan güven göz önüne alıondığında, narsisistik hastaların depresyon ve genel insan başarısızlığıyla ilgili çektikleri sıkıntılar çok daha gerçekçi bir şekilde anlaşılabilir. Narsisist hastanın deneyimlediği terk depresyonu bileşenleri, borderline bozukluğuna, intiharsal depresyon, şiddet eğilimli öfke, panik, suçluluk duygusu, umutsuzluk, çaresizlik, boşluk ve hiçlik hisleri açısından benzerlik gösterir. Klinik açıdan, teşhirci narsisistte depresyona, büyüklenmeci savunmacı yapı yüzünden, kolayca erişilemediği ya da hissedilmediği kanıtlanmıştır. Gizli narsisistlerin hissettiği depresyon ise, utanç, aşağılık hisleri ve parçalanma hislerini barındırır. Kıskançlık narsisistik bozukluklarda, en az öfke hisleri kadar çok boy gösterir. Depresyon deneyiminden aktif bir şekilde kaçınma da, terapi sırasında karşılaşılan engellerden biri olabilir.

4. Terapötik Müdahale

Narsisistik hastayı borderline hastasından ayırd etmek Masterson tekniğiin merkezinde yer alır ve klinisyenin her bir bozukluğun intrapsişik dilemmasını kavrayıp anlamasını mümkün kılar. Pearson’ın da (2008) bahsettiği gibi, kendilik bozukluklarının kendilerine has dilini ya da ‘anlatılmamış kendiliğini’ anlamak, gerileme dili (borderline?, büyüklenmeci çökmeye karşı koruma (narsisizm) ve iletişim içinde güvenlik arayışından (şizoid) oluşan terapötik çerçeveyi meydana getirir. Borderline patolojilerinin narsisistlerden gelişimsel açıdan, kendilik be nesne temsillerinin, yer değiştiren ödüllendiren ve gerileyici birimler açısından çok daha ayrıştırılmış ve bölünmüş olduğu savunulmaktadır. Narsisistik hastanın kendilik ve nesne temsilleri birleşmiştir ve bağlılık birimi (büyüklenmeci birim) sürekli aktif haldedir. Masterson’a göre (1993):

“Narsissistik savunma tarzı, kendilik ve nesne temsillerinin birleşik değil, ödüllendiren ve geri çekilmeci bölüm birimleri şeklinde ayrılmış ve bölünmüş olduğu borderline’ınkinden farklıdır. Bu iki bölüm-biriminin yansıtılmaları aynı anda sürekli meydana gelmez, dönüşümlü halde birbirini izler. Temel savunma gerileyici davranıştır ve bu da gerçek kendilik ve keninden eminliğin öne çıkmasını gerektirir. Borderline hastanın, narsisistik hasta gibi, saldırganlığa özgür giriş hakkı bulunmaz. Bu nedenle geri çekilen nesne yansıtmasına karşı gelen kendini ortaya koyma, kendine güvenin kullanıma için ortada yoktur. Borderline hasta ya yapışma ya da nesneye mesafe almaşeklinde savunma yapar. (s.27).

Masterson[1] (1993) daha detaylı bir şekilde, bölüm birimlerinin yansıtmalarının ‘kaybedilemez” olmadıklarını, bu yüzden de teşhirci narsisistin daha zırhlı eğilimlerinden yoksun olduğunu savunur. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, borderline kişilik gerçeklik fikirlerine, “özellikle de kendilik aktivasyonunun ödüllendiren ve geriçekilmeci tepkilerine” (safya 27.) karşı çok daha hassas gibi gözükür. Bu durum aynı zamanda, aktarım eyleme vurulmasında da farklılıklar yaratır. Teşhirci narsisistik, sürekli haraketli halde olan büyüklenmeci kendiliğinin yarattığı zırhla cevrili gibidir ve - kibir, ben-merkezci ve karşısındakini yok sayma ya da baştan çıkarma davranışları DSM IVTR’de açık bir şekilde özetlenmiştir. Borderline hasta kendi kendini küçülten davranılşlarla, mantıksız kızgınlık ve/veya öfke patlamaları arasında gidip gelir. Masterson, narsistik hastaların deneyimlediği öfkenin bağlılıktan yoksun, ‘soğuk’ bir öfke olduğunu, halbuki borderline hastalarının öfkesinin çoğunlukla yoğun kendinden nefret etme etrafında hissedildiği ve bu şekilde de terapistin daha fazla bir bağ deneyimleyebileceğini de ekler.

Narsisist hasrtanın idealleştirme ve aynalama yansıtmalarını ve borderline’ın ödüllendirici ve geri çekilmeci yansıtmalarını gözden geçirirken, psikanalitik tekniklerin de farklı amaçları olacaktır. Birincisi, borderline hastada kullanılmak üzere seçilen metot olan yüzleştirme, teşhirci hastalarda sadece aynı travmanın yeniden yaşanması, gizli narsisist de ise itaat riski taşıyor gibidir. Öne sürüldüğü üzere, büyüklenmeci kendilik ve nesne temsilini birleşiminin sürekli haraket halinde olması, inkar ve saldırgan kendilik-nesnesi birimine karşı savunma eğilimleriyle, hastayı yüzleştirmeyi, ne kadar iyi zamanlanmış ve hassas olursa olsun, eleştirel ve kıskanç saldırılar olarak deneyimleyecektir ve bu da alta yatan olumsuz birimi harakete geçirecektir. Narsisist için merkezi olan yöntem, narsisistik zayıflığa müdehale edilmesidir. Bu yüzden vurgu, aşağıdaki dizilim üzerinde olmalıdır:

(a) Acı: Müdehalenin bu bölümünde terapist aktif bir şekilde hastanın deneyimlediği acı dolu duygulanımı tespit ve kabul eder.

(b) Kendilik: Hastanın kendilik deneyiminin etkisine odaklanır ve bu şekilde anlayış gösterir.

(c) Savunma: Hastanın kendiliğini, acı dolu duygulanımdan korumak, ona karşı savunma yapmak ve yatıştırmak için kullandığı savunmaları tespit edip, onlara odaklanır.

Gizli narsisit ele alındığında, çok daha fazla terapötik zorluk olduğu ortaya çıkıyor. Gizli narsisist büyüklenmeci biriminin devamlı haraket halinde olmasını sağlayamıyor gibi gözükür; bu da duygulanım ve daha fazla yetersizlik duygusu arasında kararsızlığa sebep olur. Borderline üçlüsü, yani kendilik aktivasyonunun depresyon ve savunmaya götürmesi, aynı şekilde gizli narsisistte daha çok belirgindir. Son olarak da, gizli narsisist idealize ettiği kişinin ışığında parlamak isterken, bu davranış sık sık borderline patolojilerinin ihtiva ettiği yapışma savunması şeklinde yanlış yorumlanabilmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, yüzleştirme iki kilinik gerçekliğe yönlendirecektir:

Given the latter, confrontation would lead to two clinical realities:

(a) Saldırganlık ve değersizleştirme tepkileri verme ‘beni anlamıyorsunuz’

(b) Ya da, duygulanımda hiçbir değişiklik olmadan itaat gösterme.

Son olarak, gizli narsisizm teşhisi değerlendirilirken, birçok şizoid de narsisist gibi gözükebildiği için, şizoid yapı da göz önünde bulundurulmalıdır. Şizoid kişilik tarafından gösterilen narsisizm, şizoid hastanın tapınılma ya da aynalama ihtiyacından ziyade, güven ihtiyacı olarak görülmelidir.

Kısaca belirtmek gerekirse, diğer insanlardan üstünmüş gibi davranarak, şizoid hasta kendisini güvende ve yeterli hissedebilir ve bu derinlerde yatan bir büyüklenmeci-kendilik-temsilinin bir sonucu değildir. Öze olarak, Masterson’un klinik tasviri şu şekildedir: (2000):

"Bu sistem nasıl mı çalışır? Kendilik bozuklukları üçlüsünün-kendilik aktivasyonu anksiyete ve depresyona, depresyon da savunmaya neden olur-temel prensibiyle aynı şekilde çalışır. Bu sert, saldırgan temel birimi tetikleyen şey ise, ya ayrılma stresi, kendilik aktivasyonu, ya da empatide başarısızlıktır. Bu bölüm-birimi tetiklendiği zaman, narsisistik hastanın 3 farklı savunma alternatifi vardır. Eğer en fazla yatırım büyüklenmeci kendilikte ise, hasta büyüklenmeci kendiliğini harakete geçirecektir ve büyüklenmeci kendiliğini hayran olunması ve tapınılması için ortaya koyacaktır- ve sert saldırgan birim, hafifler. Bu en genel savunma biçimidir ve çoğu insan da bunu narsisistik bozukluğun bütün alanı olarak değerlendirir-yani teşhirci narsisistik olarak. Eğer hastanın ana yatırımı kendilik temsilinden ziyade nesne temsilinde ise, hasta terapisti dahil, başka kişileri idealleştirerek savunma yapar. Büyüklenmecilik de idealleştirilmiş tümgüçlülük ve mükemmeliğin yaydığı ışık altında güneşlenerek elde edilir. Ben buna, kedniliğin gizli narsisistik bozukluğu adını veriyorum. Şanslıyız ki, terapistler için bu iki ana savunma şekilleri klinik açıdan açıkça gözlemlenebilir. Gelgelelim, benim değersizleştirici narsisistik bozukluk olarak adlandırdığım, terapistlerin başa çıkması daha zor olan başka bir savunma daha vardır. Bu hasta, yukarıdaki herhangi bir savunma tipini harakete geçirmez, bunun yerine yansıtma yapar ve derinde yatan sert saldırgan birimi eyleme vurur. Kendilik aktivasyonu ve ayrılma stresi de, diğer 2 savunma tipinde ya büyüklenmeci kendilik, ya da büyüklenmeci kendilik savunma biriminin tümgüçlü nesnesinin uyarılmasına sebep olurken, bu durumda, derinde yatan saldırgan birimi harekete geçirir ve hasta yetersiz kendiliğini terapistine yansıtarak, intrapsişik dengesini kazanmak adına terapistini değersizleştirme ve ona saldırma yoluyla saldırgan nesne rolune bürünür.” (Masterson, 2000, s.72)

Klinik Örnekler:

(a) Teşhirci narsisistik Kendilik Bozukluğu:

Hasta A, özellikle kendisini anlamadığını ve ihtiyaçlarını görmezden geldiğine inandığı karısına karşı hissettiği ‘kızgınlığını’ kontrol etme amacıyla bir klinisyene danışmıştı. Sabah ilk iş olarak (bebekleri bütün gece ateş sebebiyle uyumamıştı) doğum gününü kutlamayı unuttuktan sonra hasta çok kızmıştı ve ‘ çocukla çok fazla ilgilendiği ve kendi ihtiyaçlarını reddettiği’ şeklinde karısına sözel saldırılarda bulunmuştu. Aynı zamanda karısını, kendisini düzeltmediği takdirde, boşanmakla da tehdit etmişti.

Therapist: “BU sabahki olaylarla iligli çok üzgün görünüyorsun (acı). Eşin tarafından anlaşılmak ve kabul edilmenin senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum… Onun ilgisini çekmek ve önemli olduğunun hissedilmesinin ne kadar önemli olduğunu. Bu yüzden de doğum gününün unutmuş olması seni çok kırmış olmalı (kendilik). Kendini bu hislerden korumak için kızgınlığını ona gösterdin ve belki de onu terk etmekle tehdit ederek, aslında ne hissetiğini anlamasını sağlamak istedin… reddedilmiş ve yanlış anlaşılmış hissettiğini (savunma).”

(b) Gizli Narsisistik Kendilik Bozukluğu

Hasta B, kendisine odaklanmakta zorlukçekiyordu ve sık sık “Ne söyleyeceğimi bilemiyorum, siz uzman olduğunuza göre, bir şeyler söyleyebilir misiniz?” diyerek seansları başlatmak için topu terapiste atıyordu. Verilecek karşılık, “Kendinizi teşhir edilmiş, zayıf ve hata yapmaya ve beni hayal kırıklığına uğratmaya (kendilik) son derece açık hissettiğiniz için kendinize güvenip (acı) seansı başlatmada zorlanıyorsunuz. Kendinizi bu hislerden korumak için de kararı benim vermem için bana dönüyorsunuz (savunma)ç”

(c) Değersizleştirici Narsisistik Kendilik Bozukluğu:

Hasta C, sürekli olarak aşağılandığı ve kendisini değersiz hissettirildiği, fazlasıyla disfonksiyonel bir ailede büyümüştü. Buna rağmen ona gösterdiğim her türlü anlayışa sözel saldırıyla karşılık veriyordu. Ben de şöyle karşılık verdim: “Ailen tarafından engellendiğin hislerine yenilmemek için bağımsız ve güçlü olmayı öürenmen gerekiyor. Senin adına bir şeyleri anlamama izin veriyor olmak çok korkutucu olmalı çünkü kendini bana açıyor ve benim de sana acı vermeme izin veriyorsun (acı ve kendilik). Kendini bu muhtemel durumdan korumak için benim de diğerleri gibi davranacağımı ve senden uzaklaşacağımı düşünüyordun (savunma).

5. Sonuç

Bu makalenin amacı, değersizleştirici narsisistik kendilik bozukluklarının anlaşılmasında ve tedavisinde Masterson'ın psikanalitik yaklaşımının incelenmesidir. Masterson'ın kavramsallaştırdığı gibi, narsisistik hastalar büyüklenmeci kendilik tasarımıyla kaynaşmış tümgüçlü nesne tasarımıyla gelen mutlak mükemmeliyetçilik ve bunun nesnelere aynalanmasından muzdariptirler. Bu parça birim, parça kendilik tarafından yetersiz, zayıf, değersiz, parçalanmış ve sert, değersizleştirici ve saldırgan olarak deneyimlenen parça- nesne taraımıyla ilişkilerinde yetkisiz olarak nitelendirilen kaynaşmış agresif parça birim karşısında savunma görevi görür. Bu paradigma; Masterson tarafından tanımlanan psikanalitik psikoterapi ile yeterli şekilde yönlendirilip tedavi edilebilecek çeşitli intrapsişik ve kişiler arası zorluklar ortaya çıkarır.



 

Diller

Üye Menüsü



Geri Bildirimler

Joomla 1.5 Templates by JoomlaShine.com